Kurumların Dijital Dönüşümünde Türk Telekom Bulut ile Yepyeni Bir Yolculuk
Günümüzde “yüksek erişilebilirlik” kavramı kurumlar ve internet tabanlı hizmet veren tüm şirketler için olmazsa olmaz faktörlerden biri haline geldi. Geleneksel mimari yaklaşımlarında tek bir sunucu ya da sunucu kümesinden oluşan veri merkezleri; internet bant genişliğinin ve bağlantı hızlarının artması ile düşük gecikme süreleri nedeniyle oluşan yüksek talebe cevap vermekte yetersiz kalmakta. Son yıllarda özellikle bulut bilişim özelinde yapılan yatırımlar, küresel bulut kullanımı ve küresel bulut piyasa hacmini önemli ölçüde artırmıştır.
Bilişim sektörünün ve bulut kullanımının dönüm noktasını “pandemi öncesi ve pandemi sonrası” olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Küresel salgının ardından kalabalık ortamlardan uzaklaşma, uzaktan ve hibrit çalışma, eğitimlerin ve sınavların çevrimiçi olarak gerçekleştirilmesi, sanal ekip kavramı ve dünyanın internet bağlantısı olan herhangi bir noktasından çalışabilme özgürlüğü gibi son yıllarda popüler olan davranışların tamamı bulut sayesinde mümkün oldu. Çalışma alışkanlıkları ve iş yapış şekilleri tamamen değişti. Ürün geliştirme yaşam döngüsü süreçleri de bulut ile çok daha çevik bir modele geçiş yaptı. Aslında tüm bunlar şirketlerin ve kurumların bulut ile dijitalleşme dönüşümünün birer parçası oldu. Çünkü altyapı yatırımı yapmaksızın sadece ihtiyaç duyulan servislerin, ihtiyaç duyulan süre boyunca halihazırda bu yatırımı yapmış olan bir bulut hizmet sağlayıcısından tahsis edilmesi; kobi seviyesindeki bir şirketten, enterprise boyutundaki bir kuruma kadar geniş yelpazede bulunan tüm kuruluşlar için oldukça avantajlı bir seçenek oldu. Çünkü bir veri merkezini kurmak ve işleyişini devam ettirmek oldukça zor ve kapsamlı bir iş. Belirli standartlara sahip olmalı, alanında uzman kişileri istihdam etmeli, hukuki ve regülatif faktörlere dikkat etmeli ve sistemlerin devamlılığı için son derece optimize bir operasyonu yönetmelisiniz. Bu süreç uçtan uca düşünüldüğünde oldukça zor bir iş yükü anlamına geliyor. Bu tip veri merkezlerine “on-premise” adını veriyoruz ve genel olarak büyük ölçekli kurumların tamamında yerel bir veri merkezi bulunuyor. Bu veri merkezleri dışarıya açılacak bir servis, yazılım ya da iş modeline uygun dizayn edilmemekle birlikte; muhasebe, CRM, ERP ve kurum içi belge yönetimi gibi uygulamalara ev sahipliği yapıyor. Dolayısıyla sadece kurum çalışanları tarafından kullanılan ya da sınırlı ölçekte son kullanıcıya hizmet veren bu veri merkezleri, tamamen son kullanıcıya açık bir SaaS ya da PaaS hizmetinin trafik yükünü kaldırabilecek ölçekte olmuyor.
Bu noktada kurumlar için iki seçenek ortaya çıkıyor. İlk seçenek bu yerel veri merkezini yatay ve dikey anlamda büyütmek, yani donanım ve altyapı yatırımı ile veri merkezinin kapasitesinin artışı. İkinci seçenek ise hiçbir altyapı yatırımı yapmadan, güvenilir bir bulut hizmet sağlayıcısından hizmet alımı yapılmasıdır. Türk Telekom Bulut, uluslararası veri merkezi otoritesi Uptime Enstitüsü tarafından belgelendirilmiş Tier III sertifikasına sahip veri merkezleri ile kurumsal müşterilerine bulut dönüşümü için ihtiyaç duyulan tüm hizmetleri sağlamaktadır. Kurumlar sunucularını Türk Telekom Veri Merkezi’nde barındırarak pahalı altyapı yatırımlarından, bakım ve onarım masraflarından tasarruf sağlıyorlar. Ayrıca bulut kullanımı ile küresel rakiplerle de rekabet etme şansına sahip olunabiliyor.
Geçmişte sanallaştırma uygulamaları bulut kullanımına doğrudan entegre değildi ve sadece sanallaştırma işi için dizayn edilmişlerdi ancak günümüzde modern uygulamalar; “CNCF - Cloud Native Computing Foundation” olarak bilinen bir Linux Vakfı projesinin donanım ve konum bağımsız tüm bulut sağlayıcıların hizmetleri ile uyumlu çalışabildiği standartlara sahip bir şekilde geliştirildiği ve dağıtıldığı için bulut kullanımı ihtiyaçtan çok bir zorunluluk ve sektör standardı haline geldi. Bu dönüşümle birlikte sanallaştırma uygulamaları da buluta uygun bir şekilde güncellendi ve uçtan uca modern uygulamaları destekler duruma getirildi. “Software-Defined Data Center” kavramı ile veri merkezlerindeki sunucular, depolama ürünleri ve ağ alt yapıları yazılım tanımlı olarak merkezi bir şekilde yönetilmeye başlandı. Ardından çoklu-bulut ve hibrit-bulut mimari yaklaşımları ile kurumsal bulut dönüşümü süreçleri tüm hızıyla devam etti. Bu dönüşüm; özellikle ölçeklenebilirlik ve yüksek ulaşılabilirlik konularında kurumlar için mükemmel çözümler haline geldi. İhtiyaç duyulan miktarda servis dinamik olarak ölçeklenebiliyor, dinamik olarak her zaman ulaşılabilir halde tutuluyor ve kesintisiz bir kullanıcı deneyimi sağlıyor.
Kurumlar için ölçeklenebilirlik ve yüksek ulaşılabilirlik kavramları iş modelleri ve kurum stratejilerinde yer alan birçok problemi de otomatik olarak ortadan kaldırmış oluyor. Ayrıca bulutun en büyük avantajlarından biri de yedekleme hizmeti. Birbirinden farklı lokasyonlarda yer alan veri merkezlerinde barındırılan ve sistematik bir şekilde düzenli oluşturulan yedekler sayesinde verilerin kaybolması, silinmesi ve buna benzer tüm kötü senaryolara karşı dayanıklı bir mimari ortaya çıkarılmakta. Yüksek erişilebilirliği sağlayan yük dengeleyiciler, güvenlik duvarı, atak önleme servisleri, içerik filtreleme ve CDN hizmeti gibi buluta özgü hizmetlerle uygulamalar uçtan uca modern bir altyapı üzerinde konumlandırılıyor. Böylece kurumlar için dijital dönüşümün büyük bir bölümü de bulut dönüşümü sayesinde tamamlanıyor.
Küresel bulut hizmet sağlayıcıların dünyanın farklı lokasyonlarında veri merkezleri kurması ile multi-cloud stratejisi kurumların orta vadede uygulayacağı yaklaşımlardan biri olacak. Her bir bulut hizmet sağlayıcı her geçen gün birbirinden farklı ve oldukça avantajlı hizmetler sunmakta. Küresel bulut piyasasında rekabet artarak devam ediyor. Bulut kullanıcılarının %87’si de multi-cloud stratejisini benimsiyor.
Şekil 1 Flexera 2023 Bulut Raporuna Göre Kullanıcı Dağılımları
Önümüzdeki süreçte 5G sayesinde bağlantı hızlarının artması
ve düşük gecikme oranları sayesinde verilerin bir yerden bir yere taşınması çok
daha kolay hale gelecek, özellikle büyük veri ve yapay zeka modellerinin
eğitilmesi için gereken veri depolama ve taşınma süreçleri bulut altyapıları
sayesinde çok daha kolay ve maliyet-optimize bir şekilde mümkün olacaktır. Bu
nedenle kurumlar için bulut dönüşümünü Türk Telekom Bulut olarak destekliyor,
modern veri merkezlerimizle 7 gün 24 saat hizmet garantisi veriyoruz.
Türk Telekom’un gücü ile müşterilerine yenilikçi çözümler sunuyor, güçlü altyapı ve güncel teknolojimizle güven sağlıyoruz.